Çocuklarda Tablet Bağımlılığı
- Cansu Varol
- 11 Ağu 2025
- 8 dakikada okunur

Günümüzde çocuklar, dünyaya gözlerini açar açmaz ekranlarla tanışıyor. Henüz yürümeyi öğrenmeden parmak hareketleriyle tablet kullanan çocuklara rastlamak artık olağan hale geldi. Ebeveynler içinse tabletler, kimi zaman sessizlik, kimi zaman ise bir yardım eli anlamına gelebiliyor. Ancak bu “yardımcı araç” zamanla çocuğun psikolojik gelişimini tehdit eden bir bağımlılığa dönüşebiliyor. Bu yazıda, çocuklarda tablet bağımlılığı nedir, nasıl anlaşılır, neden olur ve nasıl başa çıkılır sorularını derinlemesine ele alacağız.
Çocuklarda Tablet Bağımlılığı Nedir?
Tablet bağımlılığı, çocukların dijital ekranlara kontrolsüz ve aşırı şekilde yönelmesiyle ortaya çıkan davranışsal bir bağımlılık türüdür. Alkol ya da madde bağımlılığı gibi fiziksel bir madde değil, bir davranış söz konusudur. Ekran karşısında geçirilen zaman, zamanla çocuğun duygusal düzenleme aracı haline gelir.
Bu durum henüz DSM-5 gibi psikiyatri tanı sistemlerinde resmi olarak bir tanı olarak yer almıyor. Ancak “İnternet Oyun Bağımlılığı” (Internet Gaming Disorder) gibi tanılarla sınırlı biçimde gündeme alınmakta. Bu nedenle tablet bağımlılığı, klinikte çoğunlukla gözlemsel belirtilerle ve çocuğun işlevselliğindeki bozulmalarla değerlendirilir.
Çocuklarda Tablet Kullanımı ile Bağımlılık Arasındaki Fark
Her tablet kullanan çocuk bağımlı değildir. Kullanım sıklığı tek başına belirleyici bir kriter değildir. Önemli olan şu sorulardır:
Çocuk ekran karşısındayken dünyayla bağını koparıyor mu?
Tablet olmadığında huzursuzluk, öfke, sıkıntı yaşıyor mu?
Günlük işlevlerinde (uyku, yemek, oyun, sosyalleşme) aksamalar var mı?
Bu sorulara “evet” cevabı veriliyorsa, bağımlılığa yaklaşan bir süreçten söz edilebilir.
Tablet Bağımlılığının Belirtileri
Tablet bağımlılığı belirtileri çocuktan çocuğa değişmekle birlikte bazı ortak sinyaller şunlardır:
Zaman Kontrolünün Kaybı: Çocuk tablette ne kadar kaldığını fark etmez. Uyarılsa dahi ayrılmakta güçlük çeker.
Yoksunluk Belirtileri: Tablet alındığında huzursuzluk, öfke, ağlama krizleri veya içe kapanma görülür.
Gündelik Rutinlerde Bozulma: Uyku saatlerinin kayması, yemek yemede isteksizlik, tuvalet alışkanlıklarında bozulma olabilir.
Sosyal İzolasyon: Akranlarıyla oyun oynamak yerine yalnız kalmayı ve tabletle vakit geçirmeyi tercih eder.
Gerçeklikten Kopma: Oyun karakterlerine aşırı bağlanma, hayal dünyasında kalma eğilimi
Duygu Düzenlemede Zorluk: Tablet dışında sıkıntıyla baş edememe, can sıkıntısına tahammülsüzlük
Neden Bazı Çocuklar Daha Fazla Risk Altında?
Tablet bağımlılığı, yalnızca teknolojinin kendisinden değil, çocuğun çevresinden ve iç dünyasından beslenir. Bazı çocuklar tabletle daha kolay bağımlı hale gelir. Peki neden?
1. Ebeveyn Tutumları
Sınır koymada güçlük: Ebeveynler çocuğun tepkisinden çekinerek ekran süresine sınır getiremez.
Tablet ödül-ceza aracı olarak kullanılır: “Yemeğini yersen tablet veririm” gibi kalıplar, ekranı daha da cazip hale getirir.
Tam tersi aşırı baskıcı yasaklar: Çocuğun tabletle ilişkisini kontrol değil güç savaşına çevirir.
2. Ailede İlişki Sorunları
İletişimi zayıf, birlikte vakit geçirmeyen ailelerde çocuklar ekranla duygusal boşluklarını doldurur. Tablet, ilişkisel bağın yerini alır.
3. Duygusal Zorluklar
Kaygılı, içe kapanık, sosyal becerileri zayıf çocuklar ekran dünyasına daha kolay sığınabilir. Çünkü tablet onları zorlamaz; düzenli, tekrarlı ve kontrol edilebilir bir ortam sunar.
4. Gelişimsel Özellikler
Dikkat eksikliği, dürtü kontrol sorunları, otizm spektrum bozukluğu gibi nörogelişimsel farklılıklar, ekranlara yönelimi artırabilir.
Tablet Bağımlılığı Beyni Nasıl Etkiler?
Tablet bağımlılığı, çocuk beyninde özellikle ödül mekanizması üzerinden etki eder. Dijital oyunlar ve videolar dopamin salınımını tetikler. Dopamin, öğrenme ve haz ile ilişkili bir nörotransmitterdir.
Sürekli dopamin uyarımı, beynin gerçek hayattaki daha yavaş, daha az uyarıcı olaylara duyarsız hale gelmesine neden olur.
Dürtü kontrolü zayıflar. “Şimdi istememeliyim” yerine “hemen şimdi almalıyım” dürtüsü ön plana çıkar.
Hayal kurma ve içsel dünyaya yönelme giderek azalır. Tablet, çocuğun zihinsel boşluklara tahammülünü ortadan kaldırır.
Empati ve sosyal etkileşim becerileri, özellikle erken yaşta ekransız deneyimlerle gelişir. Sürekli ekranla baş başa kalan çocuklar, bu becerileri yeterince geliştiremeyebilir.
Ebeveynler Neden Müdahale Etmekte Zorlanıyor?
Tablet kullanımının sınırlandırılması kolay değildir. Çünkü bu durum yalnızca çocukla değil, ailenin tamamıyla ilgilidir.
1. Sessizlik Yanılsaması
Tablet kullanımının en cazip yanı, çocuğun sessizleşmesi ve ebeveynin “rahat bir an” elde etmesidir. Özellikle evde birden fazla çocuk varsa, çalışan ebeveynler varsa ya da aile içi stres yüksekse tablet, hızlı bir “sakinleştirici” gibi işler. Çocuk ağlamaz, talepte bulunmaz, ortalığı dağıtmaz. Bu durum, ebeveynin kısa vadeli rahatlamasını sağlar.
Ancak bu sessizlik, çocuğun duygu dünyasının da durulduğu anlamına gelmez. Bilakis, çocuk duygularını dışa vuramıyor, bastırıyor olabilir. Tabletin sağladığı sessizlik, ilişkiselliğin yerini alır. Bu da zamanla çocuğun duygusal gelişimini sekteye uğratabilir. Ebeveynin bu sessizliği “iyi hal” gibi yorumlaması, müdahale zamanını geciktirebilir.
2. Kendi Ekran Alışkanlıklarımız
Tablet bağımlılığına müdahale etmek için çocuk kadar ebeveynin de kendi ekranla ilişkisine bakması gerekir. Günümüzde yetişkinler de yoğun biçimde dijital cihazlara bağlı yaşıyor. Telefon elden düşmüyor, akşam yemeklerinde bile ekranlara göz gezdiriliyor. Hal böyleyken, çocuğun tablet bırakması beklenirken, model olan yetişkinin hâlâ ekranda olması bir çelişki yaratır.
Çocuklar sözden çok davranışa bakarlar. “Tabletini bırak” denirken ebeveyn hâlâ Instagram’da geziyorsa, bu mesaj etkisiz kalır. Müdahale edememe hali çoğu zaman ebeveynin kendi ekran alışkanlıklarından kaynaklanır. Çünkü çocuğun ekranla vedası, ebeveynin de kendine dönmesini gerektirir — ve bu, her zaman kolay değildir.
3. Toplumsal Baskılar
Birçok ebeveyn, kendi içinden gelen sınırlama isteğiyle dış dünyadan gelen normlar arasında sıkışıp kalır. Akranlarının tamamı tablet kullanıyorsa, ebeveyn “geri kalır mı, dışlanır mı?” endişesiyle harekete geçemez. Özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemlerinde bu kaygı daha sık görülür.
Buna ek olarak bazı aile büyükleri veya çevreden gelen yorumlar da baskı oluşturabilir:“Bir şey olmaz, çocuk işte…”, “Bizim zamanımızda televizyon vardı, ne oldu ki?”, “Teknolojiyle barışık büyümesi lazım.”Bu söylemler ebeveynin kafasını karıştırır. Ne yapacağını bilemeyen bir ebeveyn, müdahale etmek yerine süreci akışına bırakmayı tercih edebilir. Ancak bu kararsızlık, sorunun derinleşmesine neden olabilir.
Tablet Yerine Ne Konulabilir?
Tablet, yalnızca bir eğlence aracı değil, çoğu zaman bir “duygusal düzenleyici” haline gelir. Çocuklar canları sıkıldığında, kaygılandıklarında ya da ilişkisel boşluk hissettiklerinde ellerini tablete uzatabilirler. Bu nedenle tableti bırakabilmeleri için sadece zaman sınırlaması yeterli olmaz; onun yerine geçebilecek anlamlı, ilişki temelli ve uyarıcı alternatifler sunmak gerekir.
1. Serbest Oyun ve Yaratıcılık
Serbest oyun, çocuğun iç dünyasını dışa vurduğu, duygularını işlediği, sosyal becerilerini ve problem çözme yetisini geliştirdiği en doğal yoldur. Tablete alternatif olarak önerilebilecek etkinlikler sadece oyuncaklarla sınırlı değildir:
Kutularla, battaniyelerle ev kurmak, minderlerle tüneller yapmak gibi evde yaratıcı oyun ortamları sağlanabilir. Bu tür oyunlar çocuğun hem bedenini hem de zihnini aktive eder.
Hayal gücünü kullanan rol oyunları (doktorculuk, marketçilik, öğretmencilik gibi) çocukların sosyal ilişkileri modellemelerine ve empati geliştirmelerine yardımcı olur.
Sanat malzemeleriyle serbest etkinlikler (karalama, boyama, kesme-yapıştırma, hamur çalışmaları) çocukta estetik duyguyu geliştirir ve kendini ifade etme imkânı sunar.
Bu etkinliklerin hepsinde önemli olan, mükemmel sonuç değil süreçtir. Ebeveynin burada çocuğun oyununa eşlik etmesi, yönlendirmeden desteklemesi ve keyif alması belirleyicidir.
2. Akran İlişkileri
Ekran, çocuğu genellikle yalnızlaştırır. Ancak çocukların sağlıklı gelişimi için yaşıtlarıyla etkileşime girmesi çok önemlidir. Bu etkileşim hem duygusal hem de sosyal becerileri geliştirir:
Paylaşma, sırasını bekleme, uzlaşma ve çatışma çözme gibi beceriler yalnızca gerçek ilişkiler içinde gelişebilir. Tablet bu alanları sunmaz.
Akranla geçirilen zaman, çocuğun benlik algısını genişletir ve sosyal aidiyet duygusunu pekiştirir.
Gerekirse ebeveynler çocukları için oyun buluşmaları organize edebilir, mahallede ya da okulda akranlarıyla vakit geçirmeleri teşvik edilebilir.
Eğer çocuk sosyal ilişkilerden kaçınıyorsa, bu durum yalnızca ekranın cazibesinden değil, altta yatan bir güvensizlikten ya da sosyal kaygıdan kaynaklanıyor olabilir. Bu tür durumlarda bir uzmandan destek alınması faydalı olur.
3. Ebeveyn-Çocuk Kaliteli Zamanı
Ebeveynle geçirilen zaman, çocuğun ruhsal gelişimi için tabletle geçirilen zamandan katbekat değerlidir. Ancak burada kilit kavram “nitelikli zaman”dır. Aynı evde bulunmak ya da çocuğa sürekli komutlar vermek, birlikte vakit geçirmek anlamına gelmez. Kaliteli zaman:
Karşılıklı ilgi ve göz teması içerir. Çocuğun dünyasına gerçekten girilen, merakla dinlenen anlardan oluşur.
Ortak faaliyetler yapılabilir: Birlikte yemek yapmak, kitap okumak, ev işi paylaşmak, doğa yürüyüşü yapmak gibi.
Duygusal temas kurulur: “Seni dinliyorum.”, “Bugün en çok neye güldün?” gibi basit cümlelerle ilişki güçlenir.
Ebeveyn, tableti sınırlarken çocuğa “Ne yapamayacağını” değil “Ne yapabileceğini” gösterdiğinde süreç çok daha kolay geçer. Bu nedenle tabletten alınan vakti, ilişkiyle beslenen yeni anlara dönüştürmek oldukça önemlidir.
Çocuk Psikologu Terapi Sürecinde Neler Yapar?
Tablet bağımlılığı olan çocuklarda, terapötik süreç hem çocukla hem aileyle birlikte yürütülür.
1. Aile Görüşmeleri
Ebeveynlerin kendi rollerine ve duygularına odaklanması sağlanır. Suçluluk, öfke, yetersizlik gibi duygular güvenli şekilde ele alınır.
2. Oyun Terapisi
Çocuğun dünyasına onun diliyle, yani oyunla girilir. Tablet bağımlılığı çoğu zaman yalnızlık, kaygı, ilişki ihtiyacı gibi temalara temas eder.
3. Regülasyon Becerilerinin Geliştirilmesi
Çocuklara ekransız da kendini yatıştırmayı, sıkıntıyla baş etmeyi öğrenebileceği yollar sunulur.
4. Tablet Kullanımına Yapı Getirme
Aniden yasaklamak yerine, küçük adımlarla yapılandırma önerilir. Örneğin:
Günün belli saatlerine sınır koymak
Kullanım sonrası birlikte değerlendirme yapmak
“Ekran molası” yerine birlikte yapılacak etkinlik planlamak
Tablet Bağımlılığına Yaklaşımda Sık Yapılan Hatalar
Birdenbire ve tamamen yasaklamak: Tablet kullanımının çocuğa zarar verdiğini fark eden ebeveynlerin en sık başvurduğu yöntemlerden biri, tableti aniden tamamen yasaklamaktır. Bu yaklaşım, kısa vadede çocuğun ekrandan uzaklaşmasını sağlayabilir gibi görünse de çoğu zaman daha büyük krizlere yol açar.
Çocuğun bağımlı olduğu nesne bir anda elinden alındığında, yoğun öfke, kaygı ve hatta regresyon (alt ıslatma, bebeksi konuşma gibi) görülebilir.
Bu yasaklama, ebeveyn-çocuk ilişkisini bir güç savaşına dönüştürebilir. Çocuk ebeveyne karşı direnç geliştirir ve aradaki güven zedelenir.
Tablet bir tür “duygu düzenleyici” işlevi gördüğü için, bir anda ortadan kalktığında yerine hiçbir şey koyulmadıysa, çocuk duygularını nasıl yöneteceğini bilemez.
Daha sağlıklı bir yaklaşım, ekran süresini kademeli olarak azaltmak, birlikte alternatifler üretmek ve bu sürece çocuğu da dahil etmektir. Çocuk, sürece dâhil edildiğini hissettikçe, iş birliğine daha açık olur.
Ekranı ödül ya da ceza olarak kullanmak: “Yemeğini yersen tablet var”, “Söz dinlemezsen tableti alırım” gibi cümleler, tabletin çocuğun gözünde daha da güçlü ve vazgeçilmez bir nesne haline gelmesine neden olur. Ebeveyn farkında olmadan tableti hem ödül haline getirir, hem de kaygı uyandıran bir cezaya dönüştürür.
Tablet bir ödülse, çocuğun zihninde bu nesne “en kıymetli şey” olarak konumlanır. Bu durum, ekranın aşırı arzulanmasına ve zihinsel takıntıya yol açar.
Ceza olarak kullanıldığında ise, çocuğun davranışlarına duygusal değil mekanik biçimde müdahale edilmiş olur. “Tableti kaybettim” duygusu, “yanlış yaptım” duygusunun önüne geçer.
Bu yaklaşım ayrıca, çocuğun içsel motivasyonunu azaltır. Yemeği keyifle yemek ya da bir sorumluluğu yerine getirmek, yalnızca ödül uğruna yapılmaya başlanır.
Bu nedenle ekran, ödül veya ceza aracı değil, günlük hayatın yapılandırılmış bir parçası olarak ele alınmalıdır. Çocuğun davranışlarını anlamaya yönelik tutumlar daha kalıcı etkiler yaratır.
Sürekli tehdit etmek: Ebeveynlerin zaman zaman çaresizlikle başvurduğu yöntemlerden biri de tehdit etmektir:“Yine tableti geç açarsan bir daha asla kullanamayacaksın!”, “Bir kere daha oyun oynarsan tüm hafta boyunca yasak!” gibi sert uyarılar çocuğun davranışını geçici olarak durdursa da uzun vadede güven ilişkisinde hasar oluşturur.
Sürekli tehdit edilen çocuk, zamanla duyarsızlaşır. Kurallar tutarsız uygulandığında, çocuk bunları ciddiye almamaya başlar.
Korku, dışsal baskıya dayalı bir uyum yaratır. Oysa hedef içselleştirilmiş bir farkındalık olmalıdır.
Tehdit, çocuğun ebeveyne olan güvenini zedeler ve duygusal bağda çatlaklar oluşur. Bu da bağımlılığı tetikleyen yalnızlık hissini daha da derinleştirir.
Bunun yerine yapılması gereken, net sınırların sevgi dolu bir dille aktarılması ve kararlılıkla uygulanmasıdır. Örneğin:“Tablet süremiz doldu. Bugünlük bu kadar. Zorlandığını görüyorum, birlikte başka bir şey yapabiliriz.”
Sorunu sadece çocukta görmek: Tablet bağımlılığı genellikle çocuğa ait bireysel bir problem olarak algılanır. Oysa bu durum çoğu zaman aile içi dinamiklerin, duygusal boşlukların ve iletişim kalitesinin bir yansımasıdır.
Çocuğun ekranla kurduğu ilişki, çoğu zaman ebeveynle kuramadığı ilişkinin yerini doldurmaya çalışır.
Eğer ebeveynler sürekli meşgulse, evde duygular rahatlıkla ifade edilemiyorsa ya da bağ kurmak yerine sürekli yönlendirme varsa, çocuk ekranı bir kaçış yolu olarak seçebilir.
Ebeveyn kendi rolünü sorgulamadan sadece çocuğu düzeltmeye çalıştığında, çözümün yolu tıkanır. Oysa birlikte dönüşüm mümkündür.
Bu nedenle terapi sürecinde yalnızca çocukla değil, mutlaka aileyle de çalışmak gerekir. Ebeveynin kendi tutumlarını fark etmesi, duygusal farkındalığını artırması ve değişim sürecine dahil olması, ekranla mücadeleyi çok daha etkili hale getirir.
Örnek Vaka: Bu vaka kurgudur.
Yiğit, 6 yaşında bir çocuk. Ailesi onu “elinden tablet düşmüyor, konuşmuyor, öfkeli” diyerek terapiye getirdi. Görüşmelerde Yiğit’in pandemi döneminde uzun süre yalnız kaldığı, anne babanın ise evden çalıştığı için onunla çok az ilgilenebildiği ortaya çıktı.
Yiğit için tablet, sadece eğlence değil aynı zamanda bir teselli olmuştu. Oyun terapisiyle birlikte duygularını ifade etmeye, ilişkide kalmaya başladı. Aileyle yapılan görüşmelerde, suçlayıcı dilden uzaklaşılarak, bağ kurmaya odaklanıldı. Tablet kullanım süresi yapılandırıldı. Birkaç ay sonunda Yiğit, ekran dışında da gülmeye, oynamaya ve bağ kurmaya başladı.
Sonuç: Kontrol Değil, İlişki
Tablet bağımlılığıyla baş etmek için anahtar kelime “ilişki”dir. Ne kadar çok kural değil, ne kadar çok bağ varsa; o kadar az bağımlılık gelişir. Ebeveyn olarak çocuğunuzu kontrol etmeye değil, onunla bağ kurmaya odaklandığınızda; ekranın büyüsü yavaşça etkisini kaybeder.
Bir psikologdan destek almak, bu süreçte hem çocuk hem de ebeveyn için yol gösterici olabilir. Unutmayın, bağımlılık bir problem değil, çoğu zaman bir çare arayışıdır. Ve bu çarenin en derin hali, insani temastır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Hangi yaşta çocuklara tablet verilmeli?Uzmanlar, 2 yaş altı çocuklara hiçbir şekilde ekran önermemekte. 3-6 yaş arasında ise günlük toplam ekran süresi 30-60 dakika arasında sınırlandırılmalı ve mutlaka bir yetişkin eşliğinde olmalı.
2. Tablet tamamen yasaklanmalı mı?Hayır. Ancak yapılandırılmış ve sınırlı kullanım hedeflenmeli. Önemli olan ekranın değil, ilişkinin ön planda olması.
3. Tableti bırakmak çocukta kriz yaratır mı?Alışkanlıklar değiştiğinde bazı zorlanmalar olabilir. Ancak bu krizler geçicidir ve çocuğun yanında bir yetişkin olduğunda daha kolay aşılır.
4. Okul ve ödev için tablet kullanımı bağımlılığa yol açar mı?Eğitsel amaçla sınırlı süreyle ve denetimli kullanımlar genellikle sorun yaratmaz. Ancak bu kullanım eğlenceyle birleşirse sınırlar bulanıklaşabilir.
Anasayfamızı da ziyaret edebilirsiniz.
İletişim ve Randevu
Adres: Gayrettepe - İstanbul
E-posta: info@cansuvarol.com Telefon: +90 530 403 05 90